top of page

Haftalık Porsuk Kültür Sanat Bülteni - 16

Günaydın!

Sevgili Kültür Sanatseverler,
Sizlerle birlikte her hafta kültür ve sanat dünyasında neler olup bittiğini keşfetmek, yeni eserlerle tanışmak ve sanatın farklı alanlarındaki gelişmeleri takip etmek için buradayız. Kültür Sanat mail bültenimizde, sinemadan tiyatroya, edebiyattan müziğe kadar birçok alanda öne çıkan etkinlikler, sergiler, konserler ve daha pek çok sanatsal deneyim hakkında size düzenli olarak bilgi vereceğiz. Ayrıca, sanatın gücüne dair düşüncelerimizi, sanatçıların ilham verici hikayelerini ve kültür-sanat dünyasındaki son trendleri de paylaşacağız. Bu bülten, sanatın bizi ne kadar derinden etkilediğini keşfetmek isteyen herkes için tasarlandı.
Keyifli okumalar!


Bu metni ChatGPT sizin için yazdı. Bu yapay zeka yazılımından haftalık yayınlanan kültür sanat bülteni için bir giriş metni istedim ve sonuç.

Değişimi bu kadar yakından seyrediyor olabilmek bana heyecan veriyor.

Havalar yavaş yavaş düzeliyor sevgili dostlarım, lunaparkın dönme dolabının yeniden yükselişini hep birlikte göreceğiz. Yani öyle umuyoruz.

Haftaya görüşmek üzere.

Asil

2.04.2023


Çabuk okunan kültür sanat haberleri

Ezgi Çavuş @ezgicavus_
  • Türkiye'den geçmiş yıllarda ABD'ye kaçırılıp, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın girişimiyle yurda getirilen 12 tarihi eser için Antalya Arkeoloji Müzesi'nde özel bölüm oluşturuldu. Sergi, perşembe günü açılışını gerçekleştirdi.

  • Edirne'de, bitki ve hayvan türlerinin sergilendiği Trakya Üniversitesi (TÜ) Doğa Tarihi Müzesi'ni 2 ayda 17 binden fazla kişi ziyaret etti.

  • Klasik müziğin yıldızları CSO Ada Ankara’ya geliyor.


  • Yapılan yeni bir araştırma Leonardo da Vinci, Sandro Botticelli ve Rembrandt gibi sanatçıların tablolarını yaparken kullandığı gizli içeriği ortaya çıkardı. Nature Communications adlı bilimsel dergide yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, yağlı boya ile yapılan tablolarda bazı türde proteinlere rastlandı. Rönesans döneminde etkili olan sanatçılarından, özellikle "yumurta sarısını" bilinçli bir şekilde kullandığı ortaya çıktı.


  • İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde "Bale Gala-Minkus Gecesi"nde sanatseverlerle buluştu.

  • Bahçelievler Belediyesi, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde farkındalık kazandırmak adına ‘İkinci Bir Dünya Yok’ sloganıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte jant kapağından oluşturulan duvar süsü, çamaşır makinesinde kalan tek çoraptan yapılmış minik vazo, teknolojik atıklardan yapılmış balık, atık pillerle süslenmiş tablolar gibi daha birçok geri dönüşüm malzemeleriyle yapılan eserler sergilendi.

  • Çin'in ‘'Dünyanın Sekizinci Harikası'‘ olarak bilinen ünlü Terracotta Savaşçıları sergisi, İspanya Alicante Arkeoloji Müzesi'nde açıldı.

Haftanın Sinematik Evreni

Ezgi Çavuş @ezgicavus_
  • Açılış hasılatıyla seri rekorunu kıran "John Wick 4" gişede hızla büyümeye devam ediyor. Film, hakkındaki genel heyecan ve pozitif yorumların etkisiyle vizyona girdiği ilk bir haftada küresel gişede 157 milyon dolar hasılat elde etti.

  • Marvel Studios'un merakla beklenen yeni dizisi "Secret Invasion"dan ilk görselleri yayınlandı. Dizi, Marvel Sinematik Evreni'nin birleştirici gücü Nick Fury'nin etrafında dönüyor ve usta casusun dünyanın dört bir yanındaki güçlü konumlara sessizce çifte ajanlar yerleştirmeye yönelik bir komployu ortaya çıkarmasını anlatıyor.

  • Bundan on yıl önce ilk kez izleyici karşısına çıkan "Orphan Black" kısa sürede çok sevilen bir dizi haline geldi ve 2017 yılında final yaptı. Şimdilerde ise yeni spin-off dizisi "Orphan Black: Echoes" izleyicilerle buluşmak için gün sayıyor. "Orphan Black" spin-off'unun başrolünde Krysten Ritter var.

  • Martin Scorsese'nin merakla beklenen yeni filmi "Killers of the Flower Moon", dünya prömiyerini 2023 Cannes Film Festivali'nde yapacak. Cannes Film Festivali, en son 37 yıl önce bir Scorsese filmini ağırlamıştı.


Editörden Koku

S. Ezgi Akyıldız @seakyildiz

“Öyle yıkma kendini,

Öyle mahzun, öyle garip...

Nerede olursan ol,

İçerde, dışarda, derste, sırada,

Yürü üstüne - üstüne,

Tükür yüzüne celladın,

Fırsatçının, fesatçının, hayının...

Dayan kitap ile

Dayan iş ile.

Tırnak ile, diş ile,

Umut ile, sevda ile, düş ile

Dayan rüsva etme beni.”


Merhaba Sevgili Okur,

Porsuk Kültür’ü biraz farklı buldunuz, farkındayız. Bunun birden çok sebebi var elbette. İlki –ki en önemlisi– hükümet tarafından bu ay itibariyle yürürlüğe giren birtakım kararlar neticesinde artık resmî ilan alamayacak olmamız. Bu da demek oluyor ki dergimize sponsorluk anlamında en çok katkı sağlayan şehir belediyelerimizin ilanlarını bir süre göremeyeceksiniz. Geçici bir durum olduğunu temenni ediyor olmakla birlikte yeri gelmişken söylemek istedim: Başta, Sayın Belediye Başkanımız, Hocamız Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ve Sayın Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a, Porsuk’un heyecanı bizimle paylaşan herkese teşekkürü bir borç bilirim. İyi ki varsınız. Takipçilerimiz için de bir ricam var: Şimdi sizin desteğinize her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

“Koku” dosya konulu 60. sayımızla karşınızdayız. Bazı konu başlıklarını artık kapakta göreceksiniz, bence çok şık oldu. Bunun dışındaki bir başka yenilik de Porsuk Kültür sayfalarında daha önce neredeyse hiç şiirle karşılaşmamış olanları şaşırtacak. Sevgili Yasemin Çargıt’la bir putu yıkıyoruz. Bol bol şiir görebilirsiniz.

Havalar ısınıyor sevgili okur; bayramlar gelip geçiyor. Daha büyük bayramlar, kutlamalar göreceğimize olan inancımız bahar dallarının inadına çiçeklenmesi gibi yeşeriyor. Mayıs 2023 dosya konumuz ‘KIRMIZI’. Her ay olduğu gibi makale, öykü, deneme ve artık şiirlerinizi bilgi@porsukkultur.com adresine 19 Nisan’a kadar iletebilirsiniz.

Bizi sosyal medyadan takip etmeyi unutmayın. Haftalık Porsuk Kültür Sanat Bülteni aboneliği için sizleri bekliyoruz.

Takipte kalın. Vazgeçmedik, direniyoruz.




Bi'yografi

Özge Sever @kalbinesaklanan

Bu hafta köşemizde öyle bir ismi ağırlıyoruz ki! Geçtiğimiz bültende paylaştığımız Asil Çam’ın bir tweeti öykücülerin tepki göstermesine sebep olmuştu. Açar bir Cortázar okurum demişti sonrası üfff… Cortázar; "Yoksa sokaklarda kültür peşinde gezip aydın olacağını mı sanıyorsun ha sevgilim, eğer öyleyse git Reader's Digest'e abone ol bitsin" bu cümleyi gündemi hissedip yazmış olabilir mi! Biraz yakından tanıyalım mı Cortázar’ı ne dersiniz?

  • Kendisi Arjantinli.

  • En ünlü kitaplarını çevirmen olarak çalışmak üzere gittiği Paris’te yazdı.

  • Öykülerinde fantastik öğelere yer vererek, gerçek dünyayla olağandışı yaşantıları iç içe geçirmeyi tercih etti.

  • Mitoloji, antropoloji, psikoloji, sinema, fotoğrafçılık ve boksla ilgilendi.

  • 69 yıllık yaşadı çok sayıda eser bıraktı.

  • Son zamanlarda hepimizin hissettiğini düşündüğüm bir şeyi söylüyordu Ayak İzlerindeki Adımlar’da “Her şey her gün birbirinin içine geçerek tekrarlanıyordu…”

  • İsterseniz açın bir Julio Cortázar okuyun ya da siz bilirsiniz orası size kalmış.

“Kavanozda balık yalnızsa eğer canı sıkılırmış, karşısına bir ayna yerleştirmek yeterliymiş, yeniden neşesini bulurmuş.”



bir şiir bir kelime

Orhan Haşim Elmalı @orhanhasim


İçimde Bir Şeyler

Oğuzhan Acar @mustbecover

‘‘Vincent van Goth’’

3000x3000 px - Dijital Çizim - 2023




Hikayeler Kısa-Mevzu Büyük

Rahatsız Kanepe @rahatsizkanepe

ÇİMENLİ ÇAMURLAR


Güneşli denizlerde yüzen günlerin, yerini gri bulutlarla işgale gelmiş gibi etrafı saran rüzgarlı zamanlara teslim etmesinden birkaç hafta önceydi. 7 aydır hastaneye yatış sırasının kendilerine gelmesini bekliyorlardı. Telefonu kapattığında Julia, kısa bir beklemenin ardından Arnold'a dönüp;

- Bugün kaslı mı görünüyorsun sen?

- İsmimle dalga geçtiğin her seferinde daha da uzaklaşıyorum kas yapmaktan.

- Alınmak için hiçbir fırsatı kaçırmama ödülü goes tooo Arnold!


- Sadece var olan bedenimden memnunum o kadar.

- Hastaneden aradılar biraz önce. Haftaya yatış yapacakmışım.

- Süper haber! Hazırlanmaya başlayalım o zaman.

Hazırlanma safhalarından hoşlanmadığım için bu kısmı ileri sarıyorum. Onlar da haftanın 6 günü bir şey yapmayıp her şeyi son güne bıraktığından, bütün gün zihnimde onların peşinden koşamam. Diğer hikayelerime haksızlık olur. Neyse,

Arnold refakatçi oldu ve yatış gerçekleşti. Hava kararıp hastanedeki insanlar ortalıktan kaybolunca dışarı çıkıp sigara içmek istedi. Kantinden kahve alıp ağaçlarla dolu sessizlikte ilerlerken, uzakta aşağı doğru kıvrılan naif yoldan gitmeyi tercih etti. İki ağacın altındaki çimlerin üzerinde duran eskimiş banka yöneldiğinde ortam karanlık olsa da, huşu doluydu. Beş dakika önce otomatik sulamanın çalışmış olduğunu bilmediğinden, bastığı yerde terlikleri çamura gömüldü. Yürüdükçe ağırlaşan ayakları yüzünden, kuş seslerine bürünmüş çiçeklerle sarmalanan banka ulaşmakta zorlanıyordu. Nihayet banka vardığında, oturup sigarasını yaktı. Kafasını yukarı kaldırıp, bir süre sessizliğin içine akan yaprak hışırtılarını dinledi.

Odaya dönmesi gerekiyordu. Sigarasını söndürüp çöpe atarken, farkında olmadan betona değen terliklerinin altından geriye ufak çamur parçaları bırakıyordu. Yürürken yaşadığı dengesizlikten ve çamurlardan kurtulmak için gördüğü ızgaraya yanaşıp çaktırmadan terliğine sarılan çamurları düşürmeye çalıştı. Hastane oldukça temizdi. Bunu bozanın kendisi olduğunu bilse de, terliklerinin altındaki çamurlardan bir türlü kurtulamıyordu. Ünlü bir düşünürün dediği gibi; ne yapmak, nereye varmak istiyordu?

Arnold ayaklarını sürte sürte odaya doğru ilerlerken, farklı bir gezegene atılmış gibi betonların üzerine yayılan çimen parçacıklı çamur taneleri, gecenin kayıtsızlığıyla aynı oranda bekleyişini sürdürüyordu.

***

Ertesi gün, ona zimmetlenmiş çevrenin temizliğinden sorumlu olan Naci, akşamdan yere atılmış izmaritleri süpürüyordu, her zamanki öfkesiyle. Dalgındı. Gece yeni doğan kızının ateşlenmesi, uyuyamamasına neden olmuş; endişeyle birleşen uykusuzluk, sinirlerini epey yıpratmıştı.

Birden yerdeki çamurları gördü. Her taraftaydılar. Belli ki birileri akşam çamurda yürüyüp etrafa şuursuzca yaymıştı. Sinirlenerek küfür etti isim koyamadığı yaratığa. Üzerine bulaşan kayıtsızlıkla hiçbirini temizlemeden devam etti yolculuğuna. Söylene söylene çay ocağına gidip her zaman içtiği türk kahvesinden söyledi.

***

Emel abla çalışkan kadındı. Yüreği sevgi dolu, geçmişi karanlıktı. Çatal tabağa sürtse içi fena oluyor, burnuna kötü kokular gelirse midesi bulanıyor, alerjisi yüzünden sürekli mutsuzmuş gibi görünüyordu. Bu özelliklerin ve dahasının hiçbirini kendi istememişti. Bir gün uyandığında öylece bedeninde ve zihninde oluşuvermişlerdi. Bazen uyumaya korkuyordu, uyandığında belalı başka bir alışkanlıkla karşılaşırım diye. Ama çalışkan kadındı. Bir haftadır yaşadığı migren nöbetleri, sonu gelmeyecek bir döngüde asılı kalmış gibi hissettiriyordu ona. Kendi temizlik bölgesine sıçramış çamurları fark ettiğinde, başına şiddetli bir ağrı saplanıverdi. Sanki uzaklardan atılan zehirli bir ok, onu tam başından vurmuştu. Biraz yere doğru eğildi dizlerini tutarak ama düşmedi. Kullanılıp atılan ambalajlı gıda poşetleriyle toza bulanmış maskelere ilişti gözleri. Kendisine benzetti. Bu sefer gözyaşlarıyla uyumlandı sureti. Biraz dolaşmak istedi sakinleşebilmek için, uzaklaşırken maziye. Dokunmadım bir daha ona.

Sert bakışlarını destekleyen kaftan bıyıklarıyla yürürken, Osman abinin hastaneyi kesen sokağı dolduran heybetli bedeni, hiç bebeklik yaşamamış izlenimi yaratıyordu. Yatsı ezanı çevreye yayılırken "Şefaat Ya Resulullah" diyerek fısıldadı, duyduğundan emin ve içten. Yerlere yığılmış çöpleri görünce kızmaya başladı. Zaten çabuk öfkeleniyordu. Karakterini bozmayarak sinkaflı küfürler edip tükürdü üzerlerine. Anlam veremedi bu kadar çöpün varlığına. Hiddetle ilerlediğinde soldaki kahvede borçlusunu gördü.

- Lan! diye bağırdı kanlısına sesleniyormuş gibi.

- Sen kime lan diyorsun, adam gibi konuş benimle!

- Borcunu öde lan fazla uzatma! Zaten canım sıkkın, her yer leş gibi. Araba almışsın diye duydum bugün, benim canımı daha fazla sıkma!

- Lan senin kaç canın kalmış ki sıkılacak. Ödeyeceğiz borcunu haftaya işte. Yürü git başımdan!

- Senin ben..!

Osman abinin açlıktan şekeri de düşmüş olduğundan, borçlusunu cebinden çıkardığı silahla mermilemiş, hem haftaya alacağı parasından, hem de sokaklardan uzağa atılıp geri kalan yaşamından olmuştu.

***

O gün hastaneden yayılan güçlü frekanslarla yerdeki çöpleri görüp dayanağını buna göre oluşturan halkın, tükettiği her şeyi yere atmaya devam etmesi yüzünden, ortalık çöp gölüne dönmüştü. Çevreci, hümanist, hassas ve kırılgan Arnold'un farkında olmadan(!) bıraktığı izler, herkesin birbirinden nefret etmesini sağlamış, zamanı doldurması gereken zorunluluklarla birlikte kaybolup, geriye kendinden fazlasını bırakmıştı. Bırakılan bu fazla kesilirse, hasta kurtulabilecek olsa da, küçük dokunuşlarla büyük değişimler yaratmaya çalışan evren için her deneyimin yaşanması gerekiyor, insan dışında kimse olan bitene bir neden aramıyordu.


Eskilerden Ezgiler

Ezgi Çavuş @ezgicavus_

Pain of Salvation

 

Kendisini hem vokal hem de enstrümanlar konusunda aşmış olan müzisyenin kurduğu bir grup var bu hafta aramızda. Daniel Gildenlöw.

1984 yılında, 11 yaşındaki Daniel Gildenlöw, İsveç’te ‘‘Reality’’ grubunu kurdu. İlk üyelerinden biri, ‘‘Entropia’’nın kaydedilmesine kadar grupta kalacak olan Daniel Magdic’ti. Bu grup 1987’de Gildenlöw henüz 15 yaşındayken İsveç Yıllık Müzik Yarışması ‘‘Rock-SM’’ye katıldı ve şimdiye kadar bu yarışmayı kazanan en genç yarışmacılar oldular. Ek olarak Daniel Gildenlöw, ‘‘En İyi Vokalist’’ kategorisinde ödül kazandı.

1990 yılında davulcu Johan Langell ve basçı Gustaf Hielm gruba dahil oldu.

1991 yılında Daniel Gildelöw, matematik dersinde grubu tam tasarladı ve adını ‘‘Pain of Salvation’’ olarak değiştirdi. Sonraki 3 yıl boyunca, grup yarışmalara katıldı ve bu süreçte ulusal tanınırlık kazandı.

1997'nin başlarında Pain of Salvation, Asya'da Avalon Records'tan çıkan ilk albümleri Entropia'yı kaydetmek için Roasting House Studio'ya girdi . Entropia albümü, "duygu, zeka, bütünlük, tutku" odaklı olduğu için asya tarafında "kendi kendine parodi ve kendini beğenmişlikle dolu bir tür için ihtiyaç duyulan bir temiz hava soluğu" olarak tanımlandı.

Ardından hikayesiyle ve duygu durumuyla bütün dünyaya tanınmasını sağlayan ‘‘Sisters’’ şarkısını yayınladılar.

Hikayeye göre sevgilisi ölen bir adamın, ölü sevgilisinin kız kardeşinde çok özlediği sevgilisini gördüğü ve anımsadığı anlatılan bir şarkıdır.



Çok İyi İşler

Sergi, müze, bienal tavsiyelerimiz çok iyi işleri bulup çıkaran Çok İyi İşler kurucu editörü Rumeysa Kiger'den! Takip için -- @cokiyiisler @rumeysakiger


Bu çarpıcı fotoğrafında Cemal Şamlı, gözleri kapalı şişman bir adamı, aşırılık ve maddiyatçılığın sembolü olarak kullanıyor. Rulo halindeki yüz dolarlık banknotlar, adamı aşağıya çeken ve boynuna takılmış bir tasma gibi kullanılmış.


🤑 Adamın ağzına ve burnuna oksijen maskesi gibi bağlanan ve bir yemek borusunu andıran beyaz boru, tüketimin hayatta kalma için bir gereklilik olduğu fikrini daha da belirginleştiriyor. Adamın başındaki mermilerden oluşan halka ise maddiyatçılığın yıkıcı gücünü veya kontrolden çıkan hırsın olası sonuçlarını sembolize ediyor.


💸 Fotoğrafı, Nihat Özdal'ın küratörlüğünü yaptığı Ayzeradant Galeri'de gerçekleşen "İktisat Sanatı" sergisinde görebilirsiniz. İktisat Kongresi'nin yüzüncü yılında, kongrenin yapıldığı şehir olan İzmir'de açılan sergi, sanat, ekonomi ve para arasındaki derin kesişimleri ortaya koymayı amaçlıyor.


🗓️ Sergide yer alan diğer sanatçılar Thomas Geiger, Neda İsmail Atar, Nur Aydın Evrensel, Hür Efe Antik'tir. Sergi, 10 Mayıs'a kadar Kemeraltı Antikacılar Çarşısı'ndaki Ayzeradant Galeri'de devam edecek.


Belki bilmiyorsunuzdur…

Asil Çam @asilcam

Film - Train to Busan - 2016 Yönetmen-Yeon Sang-ho


Kitap - Akim Sevgilim - Füruzan 2023 YKY kitap linki

Şarkı - Amon Amarth - Death in Fire



Kapanış Notları

  • Öykü, Deneme, Araştırma, İnceleme türlerindeki yazılarınızı Porsuk Kültür Dergi'de yayınlanması için gönderebilirsiniz. Mayıs ayı dosya konusu: KIRMIZI.

  • İllüstrasyonlarınızla Porsuk Kültür'de yer almak isterseniz, bize portfolyonuzu içeren bağlantının bulunduğu bir e-posta göndermeniz yeterli. Editörlerimiz sizinle iletişim kuracaktır.

  • Kitap tanıtım ve Marka&Proje işbirlikleri için mail adresimizi kullanabilirsiniz.

  • Twitter- @PorsukKultur Instagram- @porsukkultur bilgi@porsukkultur.com

Son Hatırlatmalar

  • Bu bülteni her Pazar saat 10.00'da okumak isterseniz ve henüz abone değilseniz sayfadaki forma e-posta adresinizi yazmanız yeterli.

  • Bu bültenden faydalanacağını düşündüğünüz arkadaşlarınız varsa lütfen adresini onlarla da paylaşın.

Mutlu bir hafta diliyoruz herkese, Pazar günü görüşmek üzere. 10.00'da.

Sevgiler ☘️

14 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page