top of page

Haftalık Kültür Sanat Bülteni-18

Günaydın,

Bu hafta böyleyim, Aşık İhsani'den bir şiirle selamlıyorum sizi.


Hehheeeeyt Be!
Geliyor he bire dostlar geliyor
Koca halkım kalka kalka geliyor
Yıkılası zorbalığın üstüne
Her bir yandan aka aka geliyor
Yivli hançer gibi sıyrılmış kından
Ne ölüm korkusu ne de zindan
Orta çağın kahpe karanlığından
Kurşun gibi baka baka geliyor
Poyraz yemiş sarı siyah yüzüyle
Her cümlesi küfür dolu sözüyle
Çanağından çıkmış iki gözüyle
Aç toprağa baka baka geliyor
Köylüsü kentlisi ederek toyu
Bir elinde kitap birinde oyu
Kendisinden olmayanı yol boyu
Ateşleyip yaka yaka geliyor
Vakti gelmiş durmaz olmuş yuvada
Bir ayağı dağda biri ovada
Saçları rüzgarda eli havada
Yumruğunu sıka sıka geliyor
Yaşamak hırsıyla kendi çağını
Kalkan etmiş yüreğinin dağını
Kendi düzeninin al bayrağını
Tepelere çeke çeke geliyor.

Haftaya görüşmek üzere.

Asil

-16.04.2023


Çabuk okunan kültür sanat haberleri

Ezgi Çavuş @ezgicavus_
  • Metallica, yeni albümü "72 Seasons"ı tanıttı. Grubun, piyasaya sürülmeden önce hayranlarına özel dinleme partisi, tüm dünyayla birlikte Türkiye'deki sinema salonlarında gerçekleşti.

  • 80'den fazla ülkeye giden, doğa fotoğrafçısı Süha Derbent'in "Harmoni" adlı sergisi sanatseverlerle buluştu. Sergi 19 Mayıs’a kadar açık bir şekilde İstanbul’da sergileniyor.

  • Muğla'nın Dalaman ilçesindeki Kalinda Antik Kenti'nde, yapılan protokol kapsamında kurtarma kazıları gerçekleştirilecek.

  • İstanbul’daki en eski Art Nouveau yapı olan Botter Apartmanı İBB’nin yaptığı güçlendirme ve restorasyonla yeniden sanatseverlerin hizmetine sunuldu. Tarihi yapı, 14 Nisan günü gerçekleşen törenle “Casa Botter Sanat ve Tasarım Merkezi” olarak açıldı.

  • Levent Üzümcü Tiyatrosu, 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu’nun anısına "Unutma Bizi" oyununu Yenişehir Belediyesi'nin desteğiyle Mersin’de sahneledi.



  • Sotheby’s müzayede evi tarafından Hong Kong’da düzenlenen “50. Yıl Dönümü Çağdaş Sanat Akşam Satışı”nda Japon sanatçı Yayoi Kusama’ya ait olan 5 eser toplam 22.9 milyon dolara (yaklaşık 441 milyon TL) alıcı buldu.

  • ‘‘İstanbul’da Rami Kütüphanesi bünyesinde kurulan ‘Kitap Şifahanesi’, yüzlerce yıllık el yazması eserlerin tedavi merkezi gibi çalışıyor. Dünyada sadece tek bir örneği kalan kitaplar, aylar süren titiz çalışmalarla restore ediliyor.’’


Haftanın Sinematik Evreni

Ezgi Çavuş @ezgicavus_
  • İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Film Festivali, bu yıl 42. kez sinemaseverlerle buluşuyor. Türkiye ve dünya sinemasından nitelikli ve ödüllü filmler, özel gösterimler, yıldız oyuncular ve usta yönetmenler 7-18 Nisan arasında festivalde bir araya geliyor.

  • Warner Bros. Discovery'nin HBO Max ve Dicovery+'ı birleştirerek kurduğu yeni yayın platformu Max, "The Conjuring" (Korku Seansı) korku serisine dayanan bir TV dizisi geliştirdiğini duyurdu. Şu anda hiçbir hikaye detayı mevcut değil ve proejeye henüz bir yazar eklenmedi. Ancak, dizi projesinin hikayeyi yeniden başlatmak ya da filmlerdeki bir yan karakteri takip etmek yerine "uzun metrajlı filmlerde kurulan hikayeyi devam ettireceğini" söylüyor.

  • Yeni bir "Game of Thrones" yan dizisi resmi olarak duyuruldu. "A Knight of the Seven Kingdoms: The Hedge Knight" (Yedi Krallık Şövalyesi: Gezgin Şövalye) adlı dizi George R.R. Martin'in "Dunk and Egg" kitap serisine dayanacak.

  • "John Wick" serisinin öncesini anlatan "The Continental" dizisinden ilk fragman yayınlandı. Dizi Winston'ın gençliğine odaklanıyor.


Bi'yografi

Özge Sever @kalbinesaklanan

Bu hafta Bi’yografi köşemizde İkinci Yeni’nin öncü isimlerinden Ülkü Tamer’i konuk ediyoruz.

  • Güneş Topla Benim İçin desem mırıldanmaya başlar mısınız yüksek ihtimal Zülfü Livaneli’nin sesi de kulağınızdadır şimdi. Livaneli’nin bestelediği Güneş Topla Benim İçin Ülkü Tamer’in kaleminden.

  • Dördüncü sınıftayken yazdığı "Fakir Aile" öyküsü Gaziantep’te bir gazetede yayımlanmış yani ilk eseri ilkokuldayken okuyucuyla buluşmuş.

  • İlk şiiri ise Dünyanın Bir Köşesinden Lucia Kaynak Dergisi’nde yayımlanır.

  • İkinci Yeni akımına sonradan dahil olsa da kendine özgü imge dünyası ve süssüz, sade söyleyişiyle önde gelen isimlerinden oldu.

  • Çok sayıda oyun çeviren Tamer’e, Edith Hamilton’dan yaptığı Mitologya çevirisi TDK 1965 Çeviri Ödülü’nü getirdi. Sonrasında birçok eseri ödüle layık görüldü.

  • Memet Fuat, Tamer’in toplumsal sorunlara yöneldiğini bunu yaparken de şiirinin düzeyini düşürmediğini söyledi.

“Ama kimler ölü şimdi? Yaşamaya başlayan kim?”


İçimde Bir Şeyler

Oğuzhan Acar @mustbecover

‘‘Domuz’’

Kağıt üzerine mürekkep - 2023 - 25x25 cm




Hikayeler Kısa-Mevzu Büyük

Rahatsız Kanepe @rahatsizkanepe

Ahtapot


Sırtüstü yüzmeyi sevmediğim günlerden biriydi. Arkamda ağzını açmış beni bekleyen kocaman bir balığa kolay lokma olmak istemediğimden, çoğunlukla yüzüstü yüzmek isterim. En azından kendime savaşabilmek için zaman tanımış olmak, içimi rahatlatır. O gün hızlı kulaçlar atarak bir hayli açılmıştım. Kalp atışlarım, bedenimin düşük beygirli bir tekneye dönüşmeye başladığının sinyallerini gönderiyordu zihnime. Nefes nefese kaldığımdan, mecburen uzandım sırtüstü geniş mavi derinlikler üzerine.

Keyfim yerindeydi. Geçen hafta kriptodan yüklü miktarda para kaldırmıştım. Ben kazandığıma göre birileri kaybetmişti ama bana sadece kazandığım söylenmişti. Ben de aptala yatıp, Milgram'ın öğrencilerine 450 volt elektriği verircesine, tüm parayı çektim. Hemen Bali'ye bilet alıp deneyi sonlandırdım. Tek bir ekrandan ne çok şeyi halledebildiğimi fark ettim.

Şimdi Bali'de sırtüstü gökyüzünün nemli maviliğine bakıyorum ama güneş gözlerimi yaktığından pek de açamıyorum. Bir dahakine yanıma güneş gözlüğü alsam iyi olacak. Şöyle hafifçe kafamı kaldırdığımda, adanın palmiyelerle kaplı irili ufaklı tepelerini, beyaz tonlardaki kumsalın gerisine sıralanmış bambu mekanların ahşap döşemelerinde rüzgarla etrafa mantralar yayan renkli Tibet dua bayraklarını, şezlonglara yayılmış uzun saçlarını kaslı vücutlarına döken özgüveni yüksek erkekleri, bronzlaşmanın sonunun neresi olduğunu tam olarak kestiremeyen sıfır beden kadınları ve masa başında oturmaktan her daim yükseliş trendindeki göbeğimi görebiliyordum. Aslında bunlar sadece benim bulunduğum noktadan algılayabildiklerimdi. Hatta tüm bu betimlemeleri yaparken kafamın gerçeklerden çok, varsayımlarla dolu olduğunu bugünlerde daha iyi anlıyorum.

Örneğin, size reklamlarla sunulan bembeyaz kumsallarda uzanıp bir süre güneşlenirseniz, kum böceği denilen görünmez canavarlar, siz yaşadığınız güzelliklere derin bir “ohm” çekerken, işlerini görür ve aldığınız duşun ardından tüm bedeniniz yanarak kaşınırken, birkaç gününüzü perişan edebilir. Ya da internette görüp hayaller kurduğunuz görselleri alın, büyütün ve içine girin. Sivrisineklerin hükümdarlığına hoşgeldiniz. Siz malibunuzu yudumlarken ayak bileklerinizden başladıkları işlerini çoktan bitirmiş olurlar. Sürekli bir şeyler satmaya çalışan insanlardan dolayı ilk öğrendiğiniz kelimeler "merhaba" ve "hayır teşekkür ederim" olur. Bir milletin itaatkar olması için ülke halkının besin zincirini kısacık tutmanın sonuçlarıyla yüzleşilir. Şekerin yüceltildiği, bakteri ve virüslerin cirit attığı kirli mekanlar, turistlerin korunaklı cennetlerinin ardına gizler kendini. Lağım suları okyanusa dökülürken denizin altında yaşam savaşı veren mercanlara şnorkel turları düzenlenir. Yüksek seksli partilerle yaratılan simülasyon evreninin arka sokaklarına simsiyah dumanlar salan geceden kalan plastikler yakılır ve sabah erken kalkıp yoganın ardından meditasyon yapılarak arınma gerçekleşir. Dediğim gibi; kimse kaybedenlerden bahsetmediğinde, herkes kazandığını düşünür.

Ben de öyle yaptım. Sırtüstü yattığım yerden panoramik manzarımın keyfini çıkarıyordum. Birden bedenimi sarmalayan bir şeyin beni derinlere çektiğini fark ettim. Kafamı çevirip baktığımda karşılaştığım kocaman ahtapotla birbirimize bakıyorduk. Benden bir adım önde, kendi uygarlığına doğru çekiyordu tüm varlığımı. Sadece bedenden ibaret olduğum yanılgısına düşmek kaderinde vardı maalesef. Bazı şeyleri değiştirmek pek de mümkün değildi. Bundan dolayı kim suçlanabilirdi ki!

Derin bir nefes aldığımdan ve beni çektiği kuytuluğu merak ettiğimden, bir süreliğine kendimi sakince onun kollarına bıraksam da sonuca giden yolun uzadığını fark ettiğimde, can havlimin de adrenalin pompalaması sayesinde ahtapotun kafasını ısırarak koparmak zorunda kaldım. Kontrollü bir uğraş sonucunda yüzeye ulaştığımda, kıyıya doğru hızlı kulaçlar atarak ilerledim.

Kumsala varıp sudan çıktığımda bedenime sarmalanmış ahtapot kollarını görenler şaşkınlığını gizleyememişti. Bara gidip iki buzlu hindistan cevizi suyu söyledim. Burada dolaplar hindistan cevizlerini yeterince soğutmuyordu. İnanın o sırada ılık hindistan cevizi suyu içmek istemezdiniz. Kendimi pipetten içime dökülen serinliğe bırakırken yaşamın dönüşüp duran boşluğunda derin bir nefes alıyor, bir daha sırtüstü yatarak yüzmeyi ve okyanusta açılmayı hayatımdan tamamen çıkarıyordum.


Eskilerden Ezgiler

Ezgi Çavuş @ezgicavus_

Disturbed

Disturbed, 1994 yılında Chicago'da kurulan ve heavy metal müzik tarzını benimseyen bir Amerikan müzik grubudur. Grup üyeleri David Draiman (vokal), Dan Donegan (gitar), Mike Wengren (davul) ve John Moyer (bas gitar) 'dan oluşmaktadır.

Disturbed, kariyerine ilk olarak 2000 yılında yayınladıkları "The Sickness" albümü ile başlamıştır. Albüm, Disturbed'ın en ünlü şarkılarından biri olan "Down with the Sickness"i içerir ve büyük bir ticari başarı elde etmiştir. Grup zamanla, "Believe", "Ten Thousand Fists","Indestructible" ve "Asylum" gibi daha birçok stüdyo albümü daha yayınlamıştır.

Disturbed, müziklerinde güçlü gitar riffleri, sert davullar ve David Draiman'ın çarpıcı vokalleri ile tanınır. Şarkı sözleri genellikle içsel mücadeleler, zihinsel sağlık, toplumsal sorunlar ve politik meseleler gibi konulara odaklanır. Grubun şarkıları, sert ve ağır ritimleri ile enerjik performansları ile dikkat çekmektedir.





"Inside The Fire" şarkısı, grubun dördüncü stüdyo albümü "Indestructible" da yer almaktadır.

Şarkı, vokalist David Draiman'ın eski sevgilisinin intiharı hakkındaki acı dolu anılarına dayanıyor. David Draiman’ın lise hayatındaki kız arkadaşı eroin bağımlısı olduğu için David’in ailesi bu ilişkiye karşı çıkar ve ilişkileri David tarafından sonlandırılır. Ayrılığın ertesi günü bu kararın kötü bir fikir olduğunu ve barışmak istediğine karar verip eski kız arkadaşının evine gittiğinde onun kendisini asmış olduğunu görür ve bu intihardan dolayı kendisini suçlar.

Şarkı sözlerinde Draiman, şeytanla yapılan bir anlaşmayı tasvir ederken, intiharın sonuçlarını da vurgulamaktadır. Şarkının başında şeytana seslenen Draiman, sevgilisinin intiharından kendisini sorumlu tutar ve ölüme gitmeyi düşünür. Ancak şarkının ilerleyen bölümlerinde, intiharın yanlış bir seçim olduğunu ve sonucunun ne kadar acımasız olduğunu anlamaktadır. Şarkı, sonunda Draiman'ın intihardan vazgeçmesi ve hayata tutunmaya karar vermesiyle son bulur.

Bu da benden ek:


Stricken




Çok İyi İşler

Sergi, müze, bienal tavsiyelerimiz çok iyi işleri bulup çıkaran Çok İyi İşler kurucu editörü Rumeysa Kiger'den! Takip için -- @cokiyiisler @rumeysakiger

🏦 Küresel bankacılık krizindeki güncel gelişmeler, Quentin Metsys'in "Tefeci ve Karısı" adlı resmini hatırlattı bana. 16. yüzyılda yapılmış bir eserin bugünün finans dünyası ve etrafında oluşan gerilimlere benzemesi insanı düşündürüyor.


💰1514’te yapılan resimde, tefeciyi işlerini yürütürken, karısını da dini metinler okuyup, muhtemeldir ki kocasının işiyle ilgili duyduğu kuşku veya suçluluğu düşünürken görüyoruz. Dönemin ekonomik manzarasını bakarsak eğer, 16. yüzyılın tefecilerinin, zamanının tüccarlarına, zanaatkarlara ve diğer bireylere kredi sağlayarak ticareti ve ekonomiyi kolaylaştırmada kritik bir rol oynadıklarını söyleyebiliriz. Ancak, paraya dayalı ilişkiler sıklıkla ahlaki kaygılar ve dini tartışmalarla da ilişkilendiriliyordu tabii. Metsys bu durumu masadaki nesneler arasında dini metinlerin bulunmasıyla ima ediyor ve manevi değerlerle maddi zenginlik arasındaki gerilimi vurguluyor.


🌐 Günümüz bankaları ve finans kuruluşları da kredi ve borç sağlayarak ekonomik büyüme ve istikrarı destekliyorlar. Ancak son dönemde yaşanan banka iflasları gösteriyor ki, modern bankacılık sistemi, banka çöküşleri ve finansal karmaşa gibi krizlerden kaçamıyor. Tıpkı resimdeki gibi, bugün de faiz oranları, yırtıcı kredi uygulamaları ve toplumu geniş ölçüde etkileyen servet uçurumu gibi ahlaki sorunlarla karşı karşıyayız.


Belki bilmiyorsunuzdur…

Asil Çam @asilcam

Film - Maden, 1978 Yönetmen- Yavuz Özkan



Kitap- Vur Ağanın Başına, Aşık İhsani




Şarkı- Aşık Mahsuni Şerif - Katil Amerika



Kapanış Notları

  • Öykü, Deneme, Araştırma, İnceleme türlerindeki yazılarınızı Porsuk Kültür Dergi'de yayınlanması için gönderebilirsiniz. Mayıs ayı dosya konusu: KIRMIZI.

  • İllüstrasyonlarınızla Porsuk Kültür'de yer almak isterseniz, bize portfolyonuzu içeren bağlantının bulunduğu bir e-posta göndermeniz yeterli. Editörlerimiz sizinle iletişim kuracaktır.

  • Kitap tanıtım ve Marka&Proje işbirlikleri için mail adresimizi kullanabilirsiniz.

  • Twitter- @PorsukKultur Instagram- @porsukkultur bilgi@porsukkultur.com

Son Hatırlatmalar

  • Bu bülteni her Pazar saat 10.00'da okumak isterseniz ve henüz abone değilseniz sayfadaki forma e-posta adresinizi yazmanız yeterli.

  • Bu bültenden faydalanacağını düşündüğünüz arkadaşlarınız varsa lütfen adresini onlarla da paylaşın.

Mutlu bir hafta diliyoruz herkese, Pazar günü görüşmek üzere. 10.00'da.

Sevgiler ☘️

12 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page